Monday, August 27, 2012

Burak Yılmaz ve Hırsızlıkları

Son olarak 2012-2013 sezonunun 2. haftasındaki Beşiktaş derbisinde penaltı almak için karaktersizlik yapıp kendini yere atan hırsız Burak Yılmaz daha önceleri de bunu çok defa denemişti.



2011 yılında Bursaspor maçında bunu yapan ve penaltıyı kazandıran Burak Yılmaz'a büyük tepki gelmiş, o da kendini twitterda bu şekide savunmuştu.

* Hayatim boyunca hirsizlik yapmadim, buraya disimle tirnagimla geldim, kimin hirsiz oldugunu ben de siz de cok iyi biliyorsunuz.
* Pozisyon penalti kirmizi kart sonuna kadar da savunuyorum daha nasil penalti olucak anlamiyorum.
* Elestirilere herzaman acigim ama hirsiz kelimesi ayiptir.

Daha sonra da ilk Avni Aker maçında taraftarları özellikle kapalı tribünde bulunan 3 bin dolayında kadın taraftar, maç öncesi ısınmak için sahaya çıkan golcü oyuncuya tezahüratlarla destek verdi. Kale arkasındaki bir grup taraftar da 'Hepimiz Burak'ız' yazılı pankartı bulundukları tribünlerin önüne astılar.

Ardından Süper Final döneminde öncelikli olarak İstanbul’da Galatasaraylı oyuncularla görülen ve o hafta sonu Sarı-Kırmızılı takıma karşı forma giymeyen milli golcü için ‘Trabzon’dan ayrılacak, Aslan’a imza atacak’ dedikoduları yapılmıştı.Ve bu gerçek çıktı karaktersizlikte sınır tanımayan Burak yeni sezonda Galatasaray'a imza attı. Hemen o maçın ardından Beşiktaş maçında ilk yarının bitimine saniyeler kala ceza alanı içinde durduk yerde kendini yere atan ve bir de kalkıp Ernst’in boğazına bir darbe vuran Burak, hakemlere yakalandı. İlk yarının bitirmesine karşın Aydınus, milli golcüye direkt kırmızı kartını çıkardı. Böylesine basit bir pozisyonda adeta kendini attırmak için uğraşan Burak’ın bu hareteki ise “Trabzon’u kafasından tamamen silmiş. Gitmeyi kafasına koymuş hatta, gideceği takımı bile belirlemiş” şeklinde yorumlandı.

Bu hırsızlık ve karaktersizliklerine yönelik çok güzel bir blog yazısı okumuştum daha önce onu da sizlerle paylaşmak ve sözlerimi bitirmek isterim.

Yine sonda söyleyeceğimi, en başta söyleyerek söze başlayayım. Türkiye'nin en büyük teknik direktörü bana göre Şenol Güneş'tir.

26 yaşına kadar İstanbul takımları da dahil olmak üzere birçok takıma giden ama bir türlü istenilen performansı yakalayamayan Burak Yılmaz'a babalık yapan Şenol Güneş... Burak Yılmaz Trabzonspor'a gelmeden önce neredeydi, şimdi nerede bunu herkes biliyor. Tıpkı Selçuk İnan gibi...

Gökhan Ünal Fenerbahçe'ye gelirken, ücretsiz olarak Trabzonspor'un yolunu tutan Burak Yılmaz, bu 1 ayda bence büyük futbolcu olmak için harika bir şans buldu. 2010 yılından beri bir öğretmenle ile çalışan Burak Yılmaz, buna rağmen gereksiz pozisyonlarda Hamlet'i oynamaktan geri kalmıyordu. Bu pozisyonlar sonunda Şenol Güneş'in tepkisi ne kadar sert olursa olsun bu değişmemişti. Ben Burak Yılmaz'ın Lokomotiv Moskova'ya gitmesini çok istedim. Şenol Güneş gibi bir karakterle çalışmanın ardından, Slaven Bilic ile çalışmak dünyada çok az futbolcuya nasip olur. Burak, Slaven Bilic ile çalışsaydı, olacak güzellikleri ben bile tahmin edemiyorum. Ama şundan eminim, Burak Bilic'le çalışsaydı 18 içinde kendini yerden yere atmayı bırakırdı.

Peki Burak şimdi mi ne yapacak? Penaltı kazanmak için kendini yerden yere atan Burak Yılmaz, Fatih Terim ile çalışmasının ardından sahaya tabancayla girip, gol atmak için rakip kaleciyi bile vurabilir. Bu silah da Mehmet Ağar'a kayıtlı olabilir.

Bu cümle yeter, Burak Yılmaz lütfen daha da karaktersiz olmasın.

Sahada savaşılmaz, top oynanır.


(ustacalimlar.blogspot.com dan alıntıdır)






Labels: , , , , , , , , , , , , ,

0 Comments:

Post a Comment

Yorumlar

Subscribe to Post Comments [Atom]

<< Home